Dünya Bir Dilek Gerçekleştirme Fabrikası Değil!

Bu sözü az önce izlediğim “Aynı Yıldız’ın Altında, Sayılı Gün Sonsuz Aşk” filminden ögrendim. Film de kansere yakalanmış iki gencin kısa ve dopdolu hayat öyküsü anlatılıyordu. Çok etkileyiciydi!

Zaman o kadar hızlı akıp gidiyor ki, ağır hayat koşulları ve sürekli tekrarlayan bir koşuşturmaca içerisinde debelenip duruyoruz.

Mümkün olduğu kadar dolu, dolu yaşamaya ve yaşatmaya çalışıyorum. Ama her zaman içimde anlamını bilmediğim bir his belirmiyor değil. Yaşadığımız anıların ne kadarı hafızalarımız da kalıyor? Ne kadarıyla sonsuz bir bağ kurabiliyoruz hiç düşündünüz mü.

Zaman zaman, o kadar acı çektiğim anlar oluyor ki neden diye soramıyorum bile kendime. Ne tam anlamıyla anlaya biliyorum, ne de birine anlatabiliyorum. Bu film tüm kaygılarımın ne kadar da anlamsız olduğunu gösterdi bana.

Ve bu gün, tam da şuan, bundan sonraki yaşantımda sevgimi, heyecanımı, adına her ne diyorsanız artık tüm duygularımı doyasıya ve haykırarak yaşama kararı aldım.

Bu hayatı her ne kadar çok seviyor olsam da, her zaman bir o kadar da nefret etmişimdir. Hayat bence ne parası olana, ne gerçek aşkı bulana, bence yaşamayı gerçekten bilene güzel! Bu filmi izlemenizi şiddetle tavsiye ediyorum.

Şu kısacık ömrünüze ne kadar çok güzellik sığdıra biliyorsanız bence tam anlamıyla işte o zaman yaşıyorsunuz. Evren de hiç bir enerjinin yok olmadığı söyleniyor. Yarına çıkacağımızın garantisi olmayan bu lanet dünya da. Bir gün bir yerler de tekrar buluşabilmek için evrene her zaman olumlu mesajlar vermemiz gerektiğini düşünüyorum.

Sıklıkla, bir gün öldüğüm de insanların beni hemen unutacağı aklıma gelir, bu filmi izledikten sonra anladım ki, bir çok insanın beni hatırlamasına gerek yok. Binlerce kişi için belki hiç kimseyim ama inanıyorum ki, sevdiğim kadının gözünde dünyanın en iyi eşi, evladımın gözünde kahraman bir baba, ailem için asla unutulmayacak bir evladım ve hep sevgi ile hatırlanacağım.

Şimdi diyorsunuz ki, hayırdır Volkan yarın ölecekmiş gibi konuşuyorsun, ? eee yazı başlığında da dedim ya, dünya bir dilek gerçekleştirme fabrikası değil! Ve hiç kimse akşam yastığa başımızı koyduktan sonra sabah uyanabileceğimizin garantisini vermiyor. Uyku da zaten yarım ölüm değil mi? Biz zaten her gün ölüyoruz, önemli olan uyandığımız da en iyi ve en mutlu şekilde yaşayabilmek.

İş yerime bir gün beni ziyaret etmek için kızım geldi, o gün masama oturttum onu, ben sana içecek bir şeyler getirene kadar burada uslu, uslu otur dedim. Mesai arkadaşlarımdan biri çıkarken kızıma senin baban ne iş yapıyor diye sormuş. Kızım; benim babam kahraman hayat kurtarıyor diye cevap vermiş. O zamanlar bunun aslında ne kadar önemli olduğunu anlamamıştım. Şimdi çok iyi anlıyorum.

Sağlıcakla kalın dostlar 🙂 bir sonraki yazımda görüşmek dileğiyle. Saat şuan gece 02:53 cep telefonundan yazdım bu yazıyı o yüzden yazım hataları olduysa affola.

  

4 yorum