Aylık Arşiv: Mart 2017

Merhaba dostlar, bu yazımızda sizlere çok kullanışlı bir uygulamadan bahsedeceğim, Lightshot, ekran görüntüsü alma ve düzenleme aracı, dilerseniz Google Chrome‘a eklenti olarak veya direk bilgisayarınıza yükleyerek kullanabileceğiniz harika bir program.

Uygulamamızdan kısaca bahsedecek olursak ekran götünsünü almanın ve kolayca düzenlemenin en kısa yolu diyebiliriz. Malumunuz, normal şartlarda klavyemiz üzerinde bulunan ”Print Scrn” tuşu aracılığı ile ekran görüntüsü alıyor ve Paint yardımı ile düzenlemeler yapıyorduk.

LightShot ücretsiz bir ekran görüntüsü yakalama aracıdır. Programın kullanımı oldukça kolay ve basittir. Bu uygulama sayesinde tek bir dokunuş ile ekran görüntüsü alabilir ve üzerinde gerekli tüm düzenlemeleri rahatlıkla yapabilirsiniz,

Yukarıdaki bağlantıları kullanarak gerekli yüklemeleri yapabilirsiniz.

Yaklaşık bir yılı aşkındır diş ağrısı çekiyordum, iş yaşantımın yoğunluğundan dolayı çeşitli tedaviler denememe rağmen kalıcı çözüm bulamayınca uzun süreli ilaç tedavisine başladım. İlaç kullandığım dönemde ağrılar ve şişkinlik azalmış olsa da tam anlamıyla kurtulamıyordum.

Çareyi dişi çektirmekte buldum. Oh be dedim sonunda bitti artık ağrılara veda edebilirim. Ya inanılır gibi değil olmayan diş şişti yüzüm balon gibi oldu iyi mi! Diş gitti ruhu kaldığı yerden devam etmeye başladı 🙂

Bi ton antibiyotik daha kullandıktan sonra sonunda refaha erdim dedim, grib oldum! O bitti bir hafta sonra, nezle oldum! Dedim herhalde bağışıklık sistemim zayıfladı, c vitamini kullanımını arttırdım, hem ilaç olarak hemde organik olarak, limon, portakal vs.

Nezle güç bela geçti, Allah’ım sana şükürler olsun dedim. Bir hafta sonra tekrar grib oldum! Ben böyle bir şey görmedim dostlar. Yarın gidip bu durumun normal olmadığını ve genel olarak bir Check Up yaptırmak istediğimi ileteceğim doktoruma.

Rabbim tüm hastalara acil şifalar versin, yemin ediyorum uğraşılacak dert değil, hayatta kesinlikle en önemli konu sağlık abi.

Evet ilginç bir yazı ile herkese merhaba 🙂 Yapay zekalar hakkında biraz sohbet etmeye ne dersiniz? Sizce de çok ilgi çekici gelmiyor mu kulağa. Düşünsenize yıllardır filmlerde gördüğümüz zeki robotların yapılmasına ramak kaldı.

Ne demişti ünlü fizikçi Stephen Hawking, “Güçlü bir yapay zekanın yükselişi insanlığın başına gelen en iyi ya da en kötü şey olabilir. Hangisi olacağını bilmiyoruz” dedi. Bu da yapay zekaların bir gün insanlığın sonu olabileceği anlamına da geliyor.

Bu gün nette dolaşırken SDN’de ”Kendi dilini geliştiren yapay zeka!” başlıklı bir yazıya denk geldim, yazı içeriğine kısaca göz atacak olursak, Kaliforniya Berkeley Üniversitesi ve OpenAI ortaklığında yapılan çalışmada, yapay zekaların kendilerine özgü bir dil geliştirdiklerini ortaya çıkardığını söylüyor.

İlginçliği düşünsenize! İnsanoğlu, bu gün uluslar arası bir dil olan İngilizceyi bile doğru düzgün öğrenmiş değilken, insanoğlunun ürettiği yapay zekalar kendine özgü bir dil oluşturabiliyor ve bununla da yetinmeyip sesli olduğu gibi çeşitli işaretlere de dayanan bu ilginç dil sayesinde iletişim kurabiliyorlar.

Bana gerçekten çok ürkütücü geldi. Daha önce de ABD’deki Maryland Üniversitesi ile Avustralya’daki NICTA Araştırma Merkezinin insanların hareketlerini izleyerek onlardan öğrenen robotları mümkün kılacak algoritmalar geliştirildiğini duymuştum. Bunu ispatlamak içinse, robotlarına sadece YouTube videoları izleterek nasıl yemek yapacaklarını öğrettiler.

Kesinlikle altını çizerek bir kez daha yapay zekanın bir endişe kaynağı olduğunu belirtmek istiyorum. Maryland Üniversitesi’nde yapay zeka araştırmaları yürüten bilgisayar bilimci Dr. Don Perlis şöyle söylüyor;

“İnsan olmayan bir yapının zeki olması fikri, insan bünyesine pek huzur verici nitelikte değildir.”

Yine, Sony‘nin geliştirdiği yapay zeka uygulamasının dinletilen müzikleri öğrenerek kendi bestesini yaptığı ortaya çıkmıştı, bu iki şarkı, müzik dünyasında bir devrim niteliği taşıyor.

Kim bilir belki ilerde sizin için yaratılmış bir insan yerine, sizin için üretilmiş bir robotu tercih edebilir ve yaşantınızın kalanını onunla birlikle geçirmeyi düşünebilirsiniz.

Giderek artan sayıda bilim insanı, mühendis ve sanatçıların söylediklerine inanırsak; ‘zavallı et ve kemik yığınlarına’ yani insanoğluna acımak gerekiyor.

  • Hawking‘in korkusu, yapay zekânın insanoğlunun sonu anlamına gelebileceği. Aynı endişeler geçen Ekim’de Tesla firmasının sahibi Elon Musk tarafından da dile getirilmişti.
  • Musk, kontrol edilmesi güç boyutlara ulaşan yapay zekânın insan nesli için “en büyük tehdit” olduğunu belirtti. Musk sonumuzun zalim ve hesapçı yapay zekânın ayakları altında mı geleceğini merak ettiğini söylüyor.
  • Oxford Üniversitesi Profesörü Nick Bostrom da, önümüzdeki yüzyıl içinde yapay zekâ yönetiminde bir kıyamet yaşayabileceğimizi kaydetti.
  • Google’ın başmühendisi Ray Kurzweil de yapay zekadan kaygılı. Ama başka nedenlerden. Kurzweil, süper-zekâ yazılımlarını kısıtlayamaya gücü yetecek ahlak kodları yazmanın çok zor olabileceğini söyledi.

Bilim kurgu yazarı Charles Stross, yapay zekâ sistemlerinin özünde tehlike bulunmadığını düşünüyor. Çünkü bizim yerimize düşünebilmeleri ya da aniden insan efendileri yerine kendilerini memnun etmek istediklerini fark edebilmeleri pek mümkün değil.

* * *

Zaten benim kişisel düşüncem de bu yönde yapay zekanın insanlığın sonunu getireceğini düşünürken kendi kendine getireceğinden bahsetmiyordum tabi ki, insanoğlunun veya çeşitli ülkelerin bunu kendi çıkarları doğrultusunda kullanabileceklerini de baz alırsak, asıl korkulacak kısmı zaten ortaya çıkmış oluyor.

Bu gün zamana yenik düştüğümü, daha doğrusu zamanı planlı bir şekilde kullanamadığımı, daha az not aldığımı ve çevremdeki insanlara daha az vakit ayırdığımı fark ettim.

Neden böyle diyorum, hayatımda bir çok şeyi zamansızlığa bağlayarak ertelediğimi fark ettim. Çevrem, ailem ve sevdiklerimle çok az vakit geçirdiğimi düşünüyorum. İş hayatının temposundan mı bilinmez ama bunu planlı bir şekilde yenebileceğimi ümit ediyorum.

Bu gün çok sevdiğim arkadaşlarımdan bir tanesi bana ona karşı verdiğim son dört sözü yerine getirmediğim hakkında veryansında bulundu 🙂 doğal olarak bunların ne olduğunu ve gerçekten hatırlamadığımı söyledim. Anlattığında gerçekten de bunları söylediğimi ve not almayı unuttuğumdan dolayı yerine getiremediğimi fark ettim. Biri hariç tümünü tamamladım.

Sonra aldım kahvemi, oturdum evimin balkonuna ve düşünmeye başladım, dengesizliğin kaynağı, ana noktası neresiydi, hayatımda hangi kısımdan çalıp bir diğer kısıma ekleme yapıyor olabilirim diye.

Sonuç ne yazık ki beni şaşırtmadı. Tabi ki iş hayatı. Türkiye şartlarında saat kavramı Avrupa ülkelerinde olduğu gibi ne yazık ki stabil değil. Çok çalışıyoruz. Bu da insanların sosyal yaşantısını olumsuz etkiliyor ve yaşam dengelerini bozuyor.

Buna çözüm olarak yakın çevrem, aile ve arkadaşlarıma iş hayatını aksatmadan daha fazla vakit ayırmaya çalışmakta buldum. Bunu yaparken de, öncelikle akıllı olan telefonumun, aklından faydalanıp ajandayı en verimli bir şekilde kullanmaya çalışmak olacak.

Düşünsenize öleceğini bile, bile sanki hiç ölüm yokmuş gibi çalışan tek varlık insanoğlu. Yarına çıkacağımızın garantisi var mı?

O zaman yaşama bir şans vermek gerekiyor. Belki de başından beri her şeyden ödün vererek yoğunlaştığımız iş hayatından, yine iş hayatına ödün vererek sosyal yaşantımıza yoğunlaşmak gerektiğini düşünüyorum.

Hayatı ertelemeyin. …
Yapmanız gerektiğine inandığınız hiçbir şeyi ertelemeyin…

Herkesin olmak istediği ama kimsenin olamadığı, herkesin para kazanacağını zannettiği ama sadece avuçlarını yaladığı değişik “meslek“.

Bende olmak istedim ama sadece olmak istedim eşim, dostumla ufak çaplı planlar yaptık öyle olurlar böyle kazanırızlar sonuç daha sayfa yok ortada, alacağımız GoPro yok sadece “fikrimiz var”.

Çünkü gerekli materyaller yok elimizde vakit, nakit, malzeme yok “çok amatör” başlamak istemiyoruz “amatör” yada “orta seviye” giriş yapmaya çalıştığımız için beklemedeyiz.

Pusuya yatan “iguana kertenkelesi” gibiyiz oradaki para, pul, az işle çok gelir sağlama, statü bir gün bizim olacak.

Bu güne kadar yaşadığım şehirler arasında gördüğüm en iyi belediyecilik anlayışı diyebilirim. Özellikle de sosyal medya hesaplarını aktif bir şekilde kullanan Edremit Belediye‘si halk ile iç içe örnek bir duruş sergilemekte.

Daha önceki bir çok paylaşımlarını da örnek alacak olursak, son paylaşımları da beni hiç şaşırtmadı, ama yine de hem kendi düşüncelerimi aktarmak hemde bilmeyenler için bilgilendirme yapmak adına bu yazıyı yazmaya karar verdim.

Devamı

18 Mart, Tarihin en kanlı savaşlarından biri olarak kayıtlara geçen Çanakkale Savaşlarında bazı kaynaklarda 150 bin, bazılarında 300 bin Türk askerinin şehit olduğu biliniyor.

Ne demiş ulu önder Mustafa Kemal ATATÜRK;

“Çanakkale Zaferi, Türk askerinin ruh kudretini gösteren şayanı hayret ve tebrik bir misaldir.
Emin olmalısınız ki, Çanakkale Muharebeleri’ni kazandıran bu yüksek ruhtur.”

Bu gün bu topraklarda özgürce yaşıyorsak, dün bu ülke için canını feda etmekte tereddüt dahi etmeyen kahraman Türk askeri ve Şehitleri sayesindedir.

Devamı

Merhaba arkadaşlar, bugün sizlere ofiste bir numaraları yardımcım olan Offce Lens uygulamasından bahsedeceğim.

Office Lens, Microsoft tarafından geliştirilen kolay kullanımlı bir belge tarama ve dönüştürme uygulamasıdır.  Windows Phone platformu, Android ve İOS platformu üzerinde iş hayatınız da kolaylıklar sağlıyor.

Devamı

Malumunuz Yeni Noka 3310, Nokia-HMD CEO’su Arto Nummela tarafından Barcelona’da gerçekleştirilen Mobile World Congress’de (Mobil Dünya Kongresi) tanıtılmıştı.


Hakkında bir çok yorum ve eleştiriler yapıldı. Çok beğenenler oldu, beklentisinin altında bir cihaz geldiğini söyleyenler, kim bilir belki ön sipariş verenlerimiz bile olmuştur. 🙂

Ben yenilenen 3310’a farklı bir pencereden bakıyorum, Geçmişe dönecek olursak lise dönemlerimden aklımda kalan bir anımı paylaşıp yazıma devam etmek istiyorum.

Devamı

Yaklaşık on yılı aşkındır Turkcell abonesiyim hala da öyle … Hatta ve hatta Turkcell için sosyal medya üzerinde başlatılan linç kampanyasında Turkcell’e destek veren ve sorgusuz sualsiz yanında olduğumu belirten ilk twiti atanlardan birisiyim.

Hal böyle olunca vefanın istanbul da sadece bir semt adından ibaret olmadığına inanası geliyor insanın ama tabi gerçekler hiçte öyle değilmiş.

Benim şuan hali hazırda kullandığım iki adet Turkcell faturalı hat aboneliğim var. İkisi de otomatik ödeme talimatında. Maaş yatınca çat, çat diye ödeniyor gününde ikisi de.

Devamı